5 Kasım 2026 VanYağmurlu 8°
Dolar50,0489+0,06%Euro56,3064+0,15%Gram Altın6.621,80+1,32%
Son Dakika

İşi Ehline Vermemek Ümmete İhanettir: İslam'da Liyakat ve Siyaset Bilinci

İslam'da liyakat, ehliyetsiz kadrolar ve siyasi yozlaşma üzerine çarpıcı analiz. İmam Ebu Hanife'nin duruşu ve Kur'an merkezli yönetim anlayışı inceleniyor.

Haberi hazırlayan Umut Acar
İşi Ehline Vermemek Ümmete İhanettir: İslam'da Liyakat ve Siyaset Bilinci
İşi Ehline Vermemek Ümmete İhanettir: İslam'da Liyakat ve Siyaset Bilinci

Tarihsel Süreçte İlkelerden Sapma ve İdrak Kaybı 📉

​Müslümanların ellerinde siyasal velayetle ilgili onlarca ayet ve kâfirlerin siyasette egemen olmamalarıyla alakalı yüzlerce hadis bulunuyor. Buna rağmen yakın tarihimizin İslam düşmanlarını övgü üzerine bina edilmesi, onların ölüleri anılırken "merhum" ifadesinin kullanılması manidardır.

​Küfrü açık birisine devletin en üst kurumundaki Diyanet yetkilisinin cenaze namazı kıldırması ve bu konularda ilkesiz kalınması kabul edilemez. Muharref dinlerden semavi, ilahi ve İbrahimi diye bahsedilmesi, laikliği meşrulaştırmak için hocalar tarafından Kur’an’dan deliller getirilmesi derin bir savrulmadır.

  • ​🧠 Takip edilen pozitivist eğitim modeli sayesinde günde yüz binlerce gencin Müslümanlıkla bağı kopuyor.
  • ​🤝 Ehli kitaptır diyerek Hristiyan batının ve siyasal-ekonomik paktlarının meşrulaştırılması tehlike saçıyor.
  • ​⚖️ Dağıtımda dengeyi gözetmeyen ve enflasyonist siyaset takip eden idarecilere sessiz kalınmaktadır.

​Emniyetlerin zayi olmasına ve vahyin hukukun dayanağı olmaktan çıkarılmasına rağmen hâlâ ülkeye dar’ü-l İslam denilmesi büyük bir çelişkidir. Allah’a rağmen helal ve haram tayin edilip başta faiz olmak üzere birçok haramın helal gibi muamele görmesi, dinin halkaları tek tek sökülürken idrak kaybının yaşanmasına yol açmaktadır.

​⚖️ İmam Ebu Hanife'nin Muhalefet Anlayışı ve Öncü Duruşu 🏛️

​Dünyanın her yerindeki Müslümanın üç aşağı beş yukarı yaşadığı tablonun özeti bundan ibarettir. Müslümanlığa bütüncül ve kaynakları göz önünde bulundurarak bakan mü’minlerin bu konuda özellikle Ebu Hanife’nin Mansur Dönemindeki muhalefetini okumalarını öneriyoruz.

​Ebu Hanife’ye göre Mansur imamete layık olmadığı için İmam [1], Müslümanların ona karşı kıyam etmeleri şeklinde fetvalar veriyordu. Mansur gibi bir adama bile, yönetime daha ehliyetli olan varken [2] idareyi gasp ettiğine inandığından dolayı karşı çıkmayı veya kıyam etmeyi yetmiş defa haccetmeden daha sevap gören Ebu Hanife (rh.a.) günümüz (sağcı-solcu) Müslümanlarını(!) görseydi acaba nasıl bir fetva verirdi?

​Bunu da şayet varsa ulema düşünmelidir. Burada şu hakikati paylaşalım; İmam Ebu Hanife başta olmak üzere fıkıh imamlarımızın hiçbirinde zalime itaati meşru gören bir ifade yoktur. [3]

​📜 Peygamberî Ölçüt: "Kur’an Her Zaman Öne Geçirir" 📖

​Zalim bir siyasetin Müslümanlara hâkim olmasını istemeyen Hz. Peygamber (s.a.v.), atadığı yöneticilerin Kur’an’a vakıf olmalarına büyük önem vermiştir. Tebük Seferi’nde ordu komutanı atadığı Umare b. Hazm’dan sancağı alıp daha layık olması münasebetiyle meşhur vahiy kâtibi ve Kur’an âlimi Zeyd b. Sabit’e vermesi bunun en önemli kanıtlarından sadece birisidir. O’nun bu konudaki temel düşüncesi şu hadiste dile getirilmiştir:

​"Kur’an her zaman öne geçirir…" [4]

​Gerçek İslam toplumlarında Kur’an’a vâkıf olmak ve dini ilimlerde derinleşmek emanete layık olmanın olmazsa olmaz bir parçasıdır. Hangi alanda yetişirseniz yetişin, Kur’an bilgisinde derinleşmek barajdır. Doktor da, mühendis de, asker de, hukukçu da, muallim de, işçi de yeteri kadar Kur’an’ı anlayıp bilecektir. Kur’an bilgisi eşitler arasında tercihin başat sebebidir.

​🚫 Liyakatsizlik ve Torpilin Kurumsal Boyutu ⚠️

​Modern siyasette vahye muttali olmanın yerini sermaye, şöhret, asabiyet, bölgecilik, yanlışa göz yumma, tekliften kaçınma ve teklif sunmama, reise yakınlık, lobi faaliyetleri ve dünyevi formasyonlar almıştır. Sonuçta Müslümanlar siyasi emanette ideallerini bilerek veya aldatılarak kaybettiler; yıkılan ise dinleri oldu.

​Sadece siyaset değil, diğer alanlarda da emanete liyakat gözetilmez olmuştur. Dernekler, vakıflar, ilmi kurumlar ve hatta tasavvufi yapılar atamalarda ehliyeti hesaba bile katmamaktadırlar. İşler bilerek liyakatsiz insanlara verilmektedir. Torpil denen şeyin girmediği yer kalmamıştır. Peygamber Efendimizin şu buyruğunu akademisyenler, siyasiler, işverenler, kanaat önderleri ve amirler hiç duymadılar mı?

​"Kim, Müslümanların bir işini üstlenir/velayet makamına gelir de onların üzerine layık olmayan birisini iltimas geçerek/torpille atarsa, Allah’ın laneti onun üzerine olsun. Allah, onun hiçbir amelini kabul etmesin ve cehennemine girdirsin." [5]

​🔮 Tasavvufi Kurumların Durumu ve Tecdit İhtiyacı 🌀

​Ehliyetsiz kimselere verilen siyasi ve akademik rantlarla ilgili kitaplar yazılsa ciltler dolar. Dilden, dinden, ihsandan, irfandan ve ilimden nasibi olmayan kimseler çok yönlü önderlik makamlarına getirilince emanet elbette zayi olmuştur.

​Sünneti hayata hâkim kılmada iddialı olan tasavvufi kurumlar da ise vahamet daha da büyüktür. Kur’an, kıraat, tefsir, sünnet, fıkıh, kelam, ahlak, dil, siyaset ve adaptan yoksun kişilerle yol arkadaşlığı yapılarak liyakatsiz kimseler Kur’an ehline tercih edilmiştir.

  • ​📉 Günümüz tasavvufu ülkemizde ne ahlaki ne de imani bir tecdit yapamamıştır.
  • ​🛑 Çoğu kurum gündem bile belirleyememektedir.
  • ​📚 Bu plansızlık, kadrosuzluk, hedefsizlik ve ciddiyetsizlik devam ettikçe eskiyi tüketmenin dışında tasavvuf ilmine yeni bir şey katılamaz.

​Çağının bidat ve hurafelerine amansız bir mücadele verip Hint alt kıtasında Müslümanları yeniden imani varlık alanına çıkaran İmam Rabbaniler, marifette bir Cüneydi Bağdadi, ilim ve cihadda bir Abdulkadir Geylani, siyasetin rotasını belirleyen bir Akşemseddin bu anlayışla yetişemez.

​🌟 Sonuç ve Öneri: İlkeli ve Planlı Mücadele 🎯

​İslam’ın dünya gündeminin belirleyicisi olmadığı bir zamanda ilerlemenin ölçüsü Allah’ın dinini hâkim kılmak için yapılan nitelikli, ilkeli, kadrolu, ahlaklı, planlı, sürekli ve fıkıhlı çalışmadır.

​💡 “Ülkemizde her kâfirin, zalimin, münafığın, ahlaksızın ve diğer sapık kişilerin hesabı bizden sorulacaktır” muhasabe duygusunu taşıyan bir tasavvufi yol öneriyoruz.

​Kâfirlerin tamamından ve uluslararası emperyalizmden daha gayretli, kadrolu, basiretli ve planlı bir tasavvuf yoluna hasretiz. Çağın fıkhını yapacak ve çözüm bulacak kadrolar inşa edilip liyakatli insanlar baş tacı edilmedikçe beklenen başarıya ulaşılamayacaktır.

Hazırlayan: Dr. Mehmet Sürmeli

​Dipnotlar

  • ​[1] Rıza, Reşid, Menar, c. I, s. 328.
  • ​[2] Ebu Hanife, Peygamber Efendimizin Hz. Ali soyundan torunlarından İbrahim en-Nefs’ü-z Zekiyye’yi yönetime daha ehliyetli gördüğü için Mansur’a karşı desteklemiş ve malını mülkünü bu uğurda harcamıştır. (Bak: İslam Siyasi Düşüncesinde Muhalefet, Nevin A. Mustafa, İz Yayıncılık.)
  • ​[3] Bak: Rıza, Reşid, Menar, c. I, s. 328-9.
  • ​[4] Hakim, Müstedrek, Had.no:5778, c.III, s.476
  • ​[5] Ahmed, Müsned, c.1, s.6

Bu haber kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İlgili Haberler

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorum Yazın

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.