YAKMAYIN YAVRULARIMI !..

-Yaşanmış Hikâye-

Ağlatan Gerçek Bir Hikâye

Ramazan günleriydi. Evin yaşlı dedesi uyurken, müthiş bir ağlayış ve feryâd içerisinde:

-Yakmayın yavrularımı!.. Ne olur yakmayın yavrularımı!.. Kıymayın onlara!. diye hem ağlıyor, hem feryâd ediyordu.

Adam uyanmıştı. Ev halkı korkuyla koşup geldiler. Başına toplanıp kimi;

-“Dede ne var, ne oldu derken, kimi de baba ne oldu hayırdır” diye, merak ve korkuyla onu tutuyorlardı. Herkes şaşkınlıkla bakıyordu. Yoksa babamız, dedemiz kriz mi geçiriyor, diye düşünüyorlardı içlerinden de.

Yaşlı adam yatağında oturdu. Ağlıyordu. Biraz sonra kendine geldi. Gözyaşlarını sildi, biraz durdu ve anne babaya dönerek;

-"İşte" dedi, "sizi hep uyarıyordum. Ama beni anlamak istemiyordunuz. Daha zamanı var, küçükler, büyüyünce örtünürler, derdiniz. Hani ya! Akıl baliğ oldular. Halâ örtünmediler. Sorumlular tabii ki şimdi… Siz de vereceksiniz bunun hesabını. Dinlemediniz beni baba olarak. Yaşlandık diye mi?

Herkes büyük bir merak ve korku içerisindeydi.

-Evet, ne gördüm rüyamda biliyor musunuz? Aynen gerçek bu işte. Cehennemdeydiniz. Siz yakıyordunuz bu kızlarımızı.

Adam bir daha ağladı, ağladı, hıçkırarak hem de. Çok korkmuş, etkilenmiş ve üzülmüştü.

-Evet, gördüğüm rüyaya bakın!

İyice merakları artmıştı. Gözlerine gözlerini diktiler ve kulaklarını tam anlamıyla ona verdiler. Ne diyecekti acaba?

"-Size hep dedim. Bu torunlarımı böyle yetiştirmeyin. Onları örtünmeye alıştırın diye uyardım."

Onlar da dinliyordu.

Adamcağız biraz durdu ve sonra;

"Ne gördüm biliyor musunuz? Bu iki kızımızın şimdi Ramazan’da oruç tuttukları için, ağız ve mide bölümleri hariç, bütün bedenleri yanıyordu. Siz anne babası olarak ikiniz de bunların ateşinin altına odun atıyordunuz. Ben ise heyecanla size doğru koşuyordum, "yakmayın yavrularımı" diye. Ama beni bırakmıyorlardı. Yetişemedim. İşte o heyecanla uyandım. Gördünüz mü? Sonuç bu işte. Siz yakıyorsunuz bu kızlarımızı anne baba olarak. Hem ayaktan, hem baştan yanıyorlardı. Siz de odun atmaya devam ediyordunuz."

***

Herkes şaşkındı. Kimse ne diyeceğini bilemiyordu. Ne kadar ibretli bir rüya idi. Allah c.c. anne babaların çocuklarını nasıl da ateşe atıp, aynı zamanda yakıtını devam ettirdiğini göstermişti. Rabbimiz c.c. "kendinizi ve aile efradınıza ateşten koruyun!" (Tahrim Sûresi 6) buyurmuyor muydu?

"Allah'ım, bizi ve nesillerimizi böyle bir âkıbetten koru," diye dua ediyor, kendini zor tutuyor ve bir yandan da nasihatlerine devam ediyordu yaşlı adam.

O iki kıza da;

-Torunlarım, siz onlara bakmayın. Onlar sizi serbest bıraktılar maalesef. Nasıl olsa ilerde örtünürler diye. İşte, büyüdünüz ve örtünemiyorsunuz. Ağaç yaş iken eğilir. Ben çok acı çektim. Bugüne kadar alıştırmalıydınız kendinizi. Hem de günaha girmezdiniz. Benim gördüğümü görseydiniz, dehşete kapılırdınız. Ama böyle giderseniz sonuç bu maalesef. Artık örtünün. Allah'ın emrince tesettüre girin ve tevbe edin. Hem de gözyaşları dökerek.

***

Onlar da şaşırmıştı. Konu bizzat kendileri idi ve hepsi bu ânı yaşamıştı. Artık Allah’a söz vermişlerdi. Emrini yerine getireceklerdi.

***

Bizlere gelince; Âh bir bilebilsek ve bir ibret alabilsek bu yaşanmış hikâyeden kardeşlerim!

***

(Sevdiğim, rahmetli bir abinin yaşadığı rüyayı, o ânı yaşayan kıymetli torunu anlatmıştı. Allah rahmet eylesin!)

YORUM EKLE